İçeriğe geç

Kendini kaybetmek üzerine

Çok karıştırılıyor kendini kaybetmekle kontrolü kaybetmek. Farkındalığı, bilinci, temkinli davranışları değil de çılgıncasını, dengesizcesini ortaya koyana diyoruz hep kendini kaybetmiş diye. Bir de gerçekten kendini kaybetmek var sanki, ilk defa fark ettim bunu. “Kendisi” insanın gerçek olan mı, benlik değişmez mi bilmem. Sadece yıllarca ait olduğunu hissettiği kendini birden bulamayınca şaşırmak varmış. Onu yaşadım, hissettim. Geldim, anlatıyorum şimdi de. Ayarı kaçırmadan anlatabilecek miyim bilmiyorum, deneyeceğim.

Bir yanım yıllardır kendimden kurtulmak istedi benim. Hani çok yazıda bahsettim bundan zaten, yeniden tekrarlamama lüzum var mı bilmiyorum. Ama ilk defa okuyan da olabilir, açıklayayım: Kendimi çıkmaz olarak görüyordum. Bozukluk benim bütünümdü, zordum yani. Karmaşıktım, fazla düşünüyordum, ne olduğunu bilmediğim hatalarım vardı hayatımın genelinde. Savunma mekanizmam da kendimi dipte kabul etmemi daha zararsız buluyordu denklemlerde. Ama bununla yaşanamadığı için de kendimden kurtulmak istiyordum. Anlamsızlıkta, hiçlikte, bozuklukta… Sevilemezdim, gerçekten tanıyan sevemezdi beni. Hani herkes severdi, severdi de uzaktan sevmek ile gerçekten, tek olarak sevmek farklıdır ya… Ben herkesin beni öylesine sevse de söz konusu durum gerçekten tanıyıp sevmek olunca uzaklaşacaklarını düşünüyordum. Düşünmüyordum da, o yerleşikti içime. Buna inanıyordum bilmeden.

Bir diğer yanımsa kendi kendime dünya oluşturdu. Zevkler girdi, onlara anlam yükledim. Müzik, kitaplar, filmler, düşünceler, istekler, hayaller, hedefler, hedefsizlikler, anlamsızlıklar, kayıplıklar, boşluk. Bilmiyorum gerçekten anlatabiliyor muyum. Benliğimi oluşturmuştum. Hoşuma gidiyordu o benlik de. Samimiydim, anlıyordum onu, umutsuzluğunu görüyordum ama kendi anlamı vardı belki. Anlamsızlıktan anlam çıkarıyordu, anlamı buydu yani.

Uzun zamanlı uğraşmalar, kurcalamalar, anlamlandırmadan ziyade boşluğun yok olması için çözümlemeler, yanılgıları görmeler ve türlü değişimler derken kendimden kurtulma isteğim azaldı galiba. Emin değilim ama bu emin olmama hayata dair olan hissim gibi diğer yönün çekmesinden değil. Neyden bahsettiğim çok açık değil benim için de kendimden kurtulmak dediğimde şimdi. Bu paragraf iyice anlaşılmaz oldu, çok afedersiniz. Daha somutlaştırayım.

Ölümüne yorulduğum bi’ günün sonunda müzik dinlemeye başladım – yine. Eğlenceli şeyler, son zamanlarda fazla sardığım teknolu, elektronikli rock parçalar derken şu şarkı geldi. Şaşkınca dinlemek istedim, uzak buldum bir şeylerini. Bu arada hala benim için çok çok güzel bir parça.

Nasıl anlatsam… Bu şarkının sözlerinde ben çok zaman kendimi buldum. Ebedi yalnızdım mesela, onun yalnızlığı da bendim. Umutsuzdum, onunki de bendim. Hani o şöyle diyordu:

Wonder what it is that makes the world turn slower.
Wonder what it is that makes me feel so mad.
Everyone that talks to me I so which wouldn’t.
I wouldn’t even care except I feel so bad.

I feel so bad.
Why is there no one in my life?
Time,
There’s no time tonight
.”

Sadece şarkı, farkındayım da birden öyle uzak geldi ki kendi oluşturduğum, daha doğrusu hayatın oluşturttuğu benliğimi ve dolayısıyla kendimi kaybetmişim gibi geldi. Evet, daha iyi hissediyorum. Hayatımda kimse yok değil artık, var birisi ve hatta birileri belki. Ama en azından birisi var şu anda. Her şey çözülmüş olmasa da eskidenki bazı hislerimi düşününce üzülüyorum o zamanıma, kendime üzülüyorum. Ama bu ben – daha iyi olan ben – varken sanki kendim kayboldum.

Bunu dert etmek değil, güzellikte sorun üretmek de. Zaten güzellikte sorun ürettiğim için kendimi suçluyorsam hala kendim varımdır ama… Anlamsızlıktan oluşturduğum anlam gidince ben daha anlamsız oldum mu acaba? Herkes gibi belki? Herkes zaten anlamsızdı daha somut anlamları varken hayatlarının? Ben kendimden kurtulmak isterken öbür yanımda oluşturduğum dünya onları içine almıyordu da şimdi o dünyayı yok mu ettim?

Bilmiyorum, muhtemelen saçmalıyorum ama istediğine öyle böyle ulaşan ya da en azından yolda ilerleyen kişinin her zaman olmasa da bazen, minik zaman da olsa kendini kaybetmiş gibi hissetmesi çok mu anormal bir şey ki? Kendi yok olmuş gibi hissetmesi?

Karmakarışık oldu gece. Belki dünden uykusuz olduğum için, belki yorgunluğumdan, belki de çok normal olan düşüncelerden. Dert de değil aslında, dedim ya; sadece şaşkınlık. Biraz da belki burukluk. Hani parçanın kopması gibi. Bilmem. Bunu izah etmeye çalışmam zaten o parçanın tam anlamıyla gitmediğini de gösteriyor bana.

Buna da sevinmedim. Yorgunluktan olsa gerek. Herhalde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.