İçeriğe geç

Kategori: Müzik

17

Sözde “boşver” hallerimi özlüyorum bazı bazı. Onlara kaçasım geliyor. Yani 33 yıl kadar yaptım bunu, bayağı da ustalaştım. Üstü örtme, çok uzakta olmayan bir rafa kaldırma konusunda iyi işe yarıyordu. Ama bilirsiniz, üstü örtme hiçbir zaman çözüm değildir ve bir Gamze asla çözümsüz kalmaz. Kalır, kabullenmeye çabalar, ama kalmaz.

Yorum Bırak

İyi hissetmek üzerine

İnsanları üretkenliğe iten şeyin her zaman kötü hisler olduğu söylendi ki bence de öyleydi. Dışa vurumu rahatsız etmeyen üzüntülerdi, sıkıntılardı. Mutluluk kıskanılırdı belki, belki de kıskanılmasa da elde olmadığında tahammül edilemezdi ya da mutlu insan bunu paylaşma ihtiyacı duymamalıydı, ne gerekti ki?

Ama mutluluğun paylaşıldıkça arttığını da bildik. Ama yetmiyor muydu mutlu olmak zaten? Artmasın daha, elalemden kime ne? Bilmem. Zaten mutluluk yok ama mutluluk olmasa da daha “idare eder” ruh hallerinde neden kaçıyoruz paylaşmaktan acaba?

Yorum Bırak

Havada.

Kuşlar o kadar hafif değildir muhtemelen. Havada süzülüşleri öyle görünmüyor. Ama bomboş bir süzülme var ya, oradan oraya, zararsız, hafifliği ortaya koyan… Tüy tanesininki ya da American Beauty’deki boş poşet gibi. Onu hisseder ya insan bazen…

İyi midir bu?

Yorum Bırak

Boğ(ul)mak üzerine.

Hep boğulmayı bildim de kendi kendimi boğmayı bilmiyordum, her ne kadar uzman görüşlerde hissettiğim nice boğulmanın temeli bu olarak çıkacaksa da. Şimdi ne değişti? Hiçbir şey. Ama az gevşeyince ilk aklıma gelen boğuluşum kendimi boğuşumdan diye geliyorsa…

Hep kendimi suçlamayı bildim, suçlu, sorumlu görmeyi. Dengesizleşmem bundan arttı, kontrolsüzlüğüm, önümün alınamayışı, frenin yokluğu – ve hepsinin tam tersleri… Buydu belki de boğduğum da kendimi.

2 Yorum

13

Somutluğu öyle ölçü bilmişiz ki soyutluk “şımarıklık” olmuş. Oysa soyutlukla yaşıyoruz, var oluyoruz, sürdürüyoruz.
Bu devamlılık içinde bir an var olmadığımızı görünce mesela, somutluk ölçüden çıkmıyor mu?

1 Yorum

Umutsuzluk üzerine

Tatlı bir his aslında sanki; dokunmuyor, batmıyor, acıtmıyor… Ayaklar yere basmaz da havada süzüldüğünü duyar ya insan, ona benzer bi’ hal. Esinti yok ama, sadece süzülme, hafiflik biraz da. O yüzden diyorum ya, kötü his yok. Ama iyi mi? Bilmem, sanki. Sadece yani…

1 Yorum

Çıkış üzerine

Düzlük, dip, dip, dip, sorgulama, suçlanma, dip, düzlük, dip, eğlenme, dip, suçlanma, dip… Sonra gelen “Eaaah yeter be!” ve çıkış.

E kuzum, nasıl bu noktaya gelecekti insan bu loop’larda bi’ break olmasaydı?

1 Yorum

Kaybolmak üzerine

Belki kaos bir kaybolmadır. İç kaos, toplumsal olanı değil. Doğrunun, yanlışın belirsizliği. Belki de düzen kaybolmadır, olamaz mı? Sorgulamadığın kurallara aidiyet, içinde kendini bırakıp yüzme…

Bize ne ki? İnsan kaybolur işte.

Selam, ben insan.

Yorum Bırak

Kopmak üzerine

Bu defa soru girişi yapmıyorum. Dahası bu defa giriş yapmıyorum. Hadi bakalım. Bir Ruşen Çakır, iki ben: Başlığı anlatımdan önce belirleyenler. O zaman ilerliyoruz…

Yorum Bırak

Kalabalıktan.

Ben uyurken ve kitap okurken müzik dinleyemem. Uyurken zaten müzik dikkatim uyku tadımı kaçırır. Dahası ani ses değişimleri, yükselişleri sıçratır. Bu da uyku olmaz. Kitabı da zevk için okuyorken dikkat toplamakta zaten zorlanan insan olarak müziğe de dikkat payı veremem.

Ama bugün az farklı oldu.

Yorum Bırak