İçeriğe geç

Vazgeçmek üzerine

Bu depresif bir umutsuzluk yazısı değil. Biraz rahatlamış, biraz üzgün ama depresif ya da dipte değil. Doğru mu bilmiyorum, belki de sadece bugünkü konuşmanın, sorgulamanın ve düşünmenin neticesi söz konusu ama hani hayvanlara yaparlar ya, erişemeyeceği şekilde meyveyi görüşlerine yerleştirirler de o ona erişmek için koşar da koşar. Hani o aslında başına bağlıdır çubukla, o yüzden meyve de onunla gidiyordur ya… Bu hayvanın durumunda olduğumu gördüm bugün varlığımla; birilerince yönetilen ya da oynatılan değil, kendime erişemeyeceğim bir hedef belirlemiş olduğumu.

Ve de vazgeçtim.

Zaten bayağı kontrolsüz seviyeye gelmiştim. Daha olmayacağa gidiyordum, daha imkansız gördüğüme. Hiçbir şey imkansız olmaz bu dünyada bir nevi de olacağı şekil benim için o meyveyi cazip kılmıyordu. Meyvenin en cazip olacağı hal artık geçmiş durumdaydı, en azından ben koşarken onun için.

Erişemeyeceğini baştan bilip mutsuzluğunu hissetmek ve meyveyi yine de istemek… Hani nasıl desem… Akla yatmıyor, farkındayım ama meyve konu değil aslında. Hayvancıklardan bir farkım da o meyvenin benim erişemeyeceğimin (en azından benim düşündüğüm gibi) olmayacağını bildiğim için istiyordum belki. Onun lezzetsiz olması değil konu, belki de mükemmeldi ve ben de onun çürük olmadığını görüyordum ama aslında bu kendime sebep biraz da. Asıl mevzu belki, emin değilim hâlâ ama belki sadece imkansızlık. Engeller.

Şimdi daha iyi hissetmiyorum. Vazgeçtim, biraz garibim. Döngü kırmaya uğraşıyorum çok uzun zamandır, yapabilecek miyim emin de değilim ama sorunu biraz görüyorsam – en azından en gerçek dışı hayalimde bile hep aynı hedefi seçtiğimin farkındaysam ve bu istediğimdeki aksaklık gözüme çarpıyorsa…

Anlaşılmazlık benim sığınağım bugün. Gerildiğimde ya da bazen gelen kargaşalarımda olan anlaşılmazlığımdan farklı şekilde bugün sığınağım. Çünkü ben bugün rahatsız hissediyorum biraz da. Hep içinde olduğum yapıdan rahatsız, hep idealize ettiğim hayalimden de. Demiştim ya yere inmek istiyorum diye, sanki bu da bir adım.

.

Ama bugün vazgeçerken vardığım noktanın bir kötülüğü var: Yine her şey hiçe çıktı. Her şey. Bunca zaman yaşadığım her şey. Geçtiğimiz Ekim sonunda bir fena dibe iniş yaşamıştım çünkü her şey hiç oluyordu. Sonra yine toparlandı, anlamlandırdım yine. Şimdiyse yine hiçleşti.

Her şeyin hiç olduğu dünyada aptallaşıyorsun. Senin her eylemin aptallığının neticesi oluyor. E olsun, ne önemi var ki hiçlikte, değil mi? Bilmem. En azından 4 yılım o kadar çarpık geliyor ki şimdi…

.

Garip. Yazıya başlarken bunu düşünmüyordum ama geldi. Önce yine şarkıyı bırakayım.

Neden bunu seçtim? Çünkü şunu der Man Man bu şarkıda:

“When anything that’s anything becomes nothing, that’s everything
And nothing is the only thing you ever seem to have.”

Hani bilmiyorum, hiçbir şeyim mi yok benim? Öyle değil, edindim tabii bir şeyler. Ama bir yandan da önüme “anlam” diye koyduğum her şey hiçe dönüştüğü için de… Ne bileyim, bu kadar yanılsama içinde yaşamış olmak tahammül edilemez gibi geliyor. Hani hayvancığın koşuşunda kafasına o meyveyi takanın kendisi olduğunu, meyveyi alsa ve dünyanın en lezzetli meyvesi olsa bile aslında doymayacağını fark etmesi… Aslında “comfort zone”un o eksiklik olması, belki.

.

Van Helsing Boombox yanıltmasın sizi, o da kandırmaca. Albümünü dinlemeye kalkarsanız şok olursunuz duyacaklarınızla. Man Man‘in tüm albümlerini bilmesem de Six Demon Bag‘in hayli “deli” olduğunu rahat belirtebilirim. Ama eğlenceliler de bir yandan, belki hoşunuza gider. Beni sarmıyor pek.

.

Vazgeçtim ben bugün sanırım da normalleşmek nasıl olacak bilmiyorum. Hiçlik çünkü varlığını yok etmeyecek, meyveler de yok olmayacak ki olmasınlar da. Ama başımdan çıkardığım sopanın ucundaki meyveyi diğerlerinin arasına koymak yapabileceğim şey mi? Bilmiyorum. Belki kendiliğinden düşer oraya, her yer meyvedir belki. Belki.

.

Sıkıldım ben biraz yaşamdan da. Gerçekten sıkıldım. Kendimden sıkıldım derdim, çünkü kimseyi ya da hiçbir kavramı suçlamaz da kendini sorumlu tutarsan bağımsızsındır aslında – öyle mi peki? Değil. Bu zayıflığı kabul edebilirim artık. Ben de hayatın içinde dönen bir noktayım ve sıkıldım. Vazgeçtim, tamam ama sıkıldım bir türlü analizlerin bitmediği dünyamdan. Bir türlü düz gidemeyen çizgilerden sıkıldım.

.

Nokta.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: