İçeriğe geç

Kopmak üzerine

Bu defa soru girişi yapmıyorum. Dahası bu defa giriş yapmıyorum. Hadi bakalım. Bir Ruşen Çakır, iki ben: Başlığı anlatımdan önce belirleyenler. O zaman ilerliyoruz…

Kopmak denince ilk akla gelen “kop kop” belki. Bana değil tabii ki de, genelde öyle olsa gerek. Öyle değil mi? Çok sorgulamayalım rica ediyorum, kopuyoruz konudan – ah-ha! Bağladık.

“Kop kop” insanları üzerindeki ön yargılar üzerine de yazabilirim de bana ne? Bi’ aralar Emo haklarını savundum gerçi, bana neyse. Özgürlüğü benim hazzetmediklerimi de kapsayan bir şey olarak kabul ettiğim içindi. Türban/baş örtüsü üniversiteye girmeli diye de savundum mesela. Neyse, yine kopuyoruz.

Önce müzik konusundan gideyim. Bu konuda yazım kopuk olacak bu arada, şimdiden söyleyeyim. Daha düzenli bir şeyler istiyorsanız o zaten bende olamaz, maalesef, keşke olsa. Dahası Wikipedia artık yasaklı değil! Url’in önüne sayılar sıralamak gerekmiyor! Yey!

Post-rock’ı anlattım burada yer yer de Vessels‘dan bahsettiğimi sanmıyorum. Elektronik alt yapılı ama post-rock sayılan adamlar – ve belki de kadınlar? (baktım, adamlar)

Geçenlerde dinlediğim bi’ parçalarına kadar tam neden post-rock’a dahil olduklarını anlayamadım ama kopuk bir şekilde müziğin türünden olmuşlar işte. Bi’ yerde kopmuşlar türden. Ama kopmamışlar da, aidiyetleri var. Herhalde.

Onların şu parçalarını çok dinlerim.

İlerleyen kısımlarında bi’ saniyelik zevkim de var. Not Enought Violence‘ın 4:00’daki çıkışı gibi, bunda da 4:56 civarında bi’ boşluğa atlama gibi şey oluyor. Onu özellikle yolda dinlerken fazla zevk alıyorum ya… Kopuyor mu yoksa? Yoksa o da kopuş mu? Hmm… Belki. Belki Tom, belki…


Bir de Adrien Broody’nin başrol olduğı Detachment var. Bugün çok aklıma geldi, nedense. Filmi zaten sevmiştim hayli ama hatırladığım konusu tam bu muydu? Emin değilim. Ama kelime sanki… Biraz ifade ediyor durumu. Hı? Bence de.


Sıkıcı bir insan olmamak adına (hahah!) tekrar aynı şeyleri yazmayacağım. Ayrık, kopuk, yalnız, ortada hissetmeyi – uçta değil! Ama işte, bu kopmak zaten. Alışılıyor bir de. Sadece yaşayan tarafından değil, kopuk olduğu kitle tarafından da. Onun “ayrı” olduğunu kabul ediyorlar. Birlik, beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu günlerde nifak tohumu serpmekte olan başta İsrail ve sonra Amerika destekli kötü insanlar sabrımızı zorlamasın, bıçak kemiğe dayandı!

Pardon, cıvıttım.

Geyiğin kaçma noktam olduğunu fark ettim yakın zamanda ama bu ondan değildi. Bu kopuk bir yazı çünkü. Çünkü zaten kopuğum, istemediğim kadar. E o zaman düzene ne gerek? Hangi insan mutlu olmuş düzeninden, gösterin bana rica ediyorum!


Tutunamayanlar‘da bi’ bulma yaşayacağımı sanmıştım, olmadı. Oysa Yeraltından Notlar‘da olmuştu bu, Karamazov Kardeşler‘de de, bambaşka birisinden Huzursuzluğun Kitabı‘nda da, daha bambaşka Lizbon’a Gece Treni‘nde de – az olsa bile. Hatta Ermiş‘te de, Deliliğe Övgü‘de de, Böyle Buyurdu Zerdüşt‘te de. Ama Tutunamayanlar’da yoktu. Bu da öyle bi’ şey. Önemsiz.


Bitmiyor, o yüzden darbe yapıyorum. Çünkü demokrasiye gerek yok bunda. Kesiyorum, kesiyorum, keeeees-tim!

Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: