İçeriğe geç

Tükenmek üzerine

Nefes alıyorsun, veriyorsun, duruyorsun. Duruyor musun nefes alırken hiç? Ben duruyorum bazı bazı. Yoo, sebepsiz. Hava ağırken, ben ağırken, durumlar da. O zaman durmak zor gelmiyor, zamanın akmasını da pek istemiyorum herhalde. Bi’ anlık sadece. Belki aşağıyı izlerken.
Sonra devam ediyorsun, ediyorum. Her zamanki gibi. Bu zaten sıradan, geneli parçası. Zaten devam edecektin, zaten geçecekti zaman da yine. Fark etmedi.

“Never never never never never never never never never let me go, she said
Hold me like this for a hundred thousand million days”

Güne başladığında, gün iyi geldiğinde, aktığında, dokunmadığında kendini tüketici hissetmeyi bilir misin? Suçluluk? I-ıh. Sadece tüketici. Tüketici olmayı istememeyi bilir misin peki? Tüketilmemeyi istemeyi?

Ne saçmalıyorum yine? Hiç. Zaten yok hiçbir şey. Böyle bi’… Nasıl desem. Hiç.

Bazen hâlâ şaşırıyorum. Nasıl geçiyor her şey, nasıl izi bile yok oluyor, nasıl bu kadar… Ne bileyim, nasıl bu kadar boşalabiliyor her şey? Geçsin, geçmemesi zor, geçtiği için devam edebiliyoruz muhakkak ama… Bi’ gariplik hissediyorum, neyin gerçeklik olduğunu bilemediğim bi’ gariplik. Gerçeklik o kadar kayboluyor ki kendime yabancılaşıyorum, kendi yaptıklarımı yadırgıyorum.

Bir de bunun olacağını her zaman biliyorum, bazı bazı da olmaması için resmen yırtınıyorum. Sonra yine geçiyor tabii. Oh dedirtiyor hem de, iyi ki geçti. Komik.


Bi’ ağrım vardı yanımda, çok çok önce. Yara ağrıları. Öyle ağırdı ki yan yatarken kesintisiz ağlardım. Yan yatmak işkenceydi – ki ben sırt üstü uyuyamam normalde pek. O zaman ne ağrıyordu ama, iki saat boyunca sol yanıma yattığımda sağ yanımın ağrısından kıvranıyordum. Üzülüyordu yanımdakiler ama yapacak yoktu tabii, belki iğne, belki hap – hap kesmiyordu hiç, hatırlıyorum. Türlü ağrı çektim ama en ağırı oydu. Kaç ay ağlattı? Bilmem, belki bir, belki iki. Bir ihtimal üç. Sonra da ağrıdı uzun zaman, ama hep hafifledi. İyileşme bu. Hâlâ izleri var ama ağrıdan eser yok şimdi. Bak onu da unuttum, tükettim, geçti gitti.

O zamanlar ama bilmiyordum her şeyin geçeceğini, pek de düşünmüyordum herhalde. Ben de kalıcı olurum sanıyordum hatta. İşte… Neyse ki o sanılar da geçti.

Öyle haller. Bi’ boşluk geçmez herhalde. Keşke geçse.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.