İçeriğe geç

İsyan – hak etme.

Kendini suçlamayan insan olmak isterdim. Bende “haklılık şeması” var dendi ufak test sonucunda. O kadar ufaktı ki test, çok da ciddiye alacağımız gibi değildi ama duyar duymaz dedim, doğru. Çünkü ben haklıyım hep. Güldük. O şemaya göre narsizm de var oluyor biraz, söylenene göre (uzmanlar reddedebilir). Anlaşmaz, uzlaşmaz insan diyorlar. Öyle değilim ama ben. Daha doğrusu, ikna olmam ama kabul ederim çok işi. Mecburiyet bu, iş neticede. Bana ne? Ama duygual konularda başka. Kendimi bambaşka boyuttan sorumlu sayıyorum. Haklılık mı? Haklıyım. Ama…

İki seneden çok oldu son ilişkimden ayrılalı. O da şaşırmıştı, herkes de. Ben de. Çünkü her şey tükenmiş değildi, çok sorun yoktu, ne vardı o zaman? Ben dinginlik hasreti arıyorum derim de her tür dinginliği kabul edemiyorum herhalde. Uyanmam lazım geldi, o şey istediğim gibi gitmiyordu. Daha duygusal canlanma ihtiyacım da vardı – belki şımarıklık, hı? Sonra da bitti işte. Devamında olan tatsızlıklar var, yok diyemem, ama bitti.

Şimdi ne zaman çok kötü duygusal duruma geçsem kurduğum yeni ilişkide bu benim kaşınıp istediğim gibi geliyor. Basbayağı, diyorum, “Bunu arandın sen.” Pişmanlık değil, aptallık olsa gerek ki halen pişmanım diyemem ama üzülmek… Üzülmek dolulukta kaçınılmazdı belki ve ben bunu göze aldım. Ama göze almış insan gibi soğuk kanlı olamıyorum, onu hesaplayamamışım.

Toplumsal yüzüm canlıdır biraz, geyik yapan, gülen… Bi’ aralar isyanlardaydım; dünyayı, hayatı kabul edemiyordum ve üzülmek benim de hakkım, ben de üzgün olabilirim demiştim. İş arkadaşım kadın bi’ gün dışarıda “Senin neyin var bu ara?” dedi, fark etmesine şaşırmıştım aslında. “Hayatı olduğu gibi kabul edemiyorum, çaresizim ama öbür hâl de bana çıkış sunmuyor.” dedim. “Belki bu lazımdır biraz da, bazen gerekiyor insana” dedi. Ben de bunu hissediyordum.

Sonra bir gün bu konuyu kafamda çevirirken, Spotify’da Lebanon Hanover‘ın Sadness is Rebellion‘ı çalmaya başladı Daily Mix içinde. Tam konu kafamdaydı, bu geldi, yine ermişliğime verdim (bu şaka, gülmelisiniz azıcık). Dayanabileceğinizden emin değilim ama post-punk, gotik, new wave arası bir şey, şöyle:

Adını bilmediğim, şimdi de araştırmayacağım ölü sesli vokal kadın (Boy Harshner kadar ölü değil) der ki;

“There is waves of ressistance
Somewhere out there but there’s not enough of them.”

Çünkü sonuç alamıyor insan isyanından. O yüzden de yeterli gelmiyor sana, pes ediyor insanlar. Çünkü insan. Üstün bir şey değil, eşiği var kaldırabilme gücünün. Ben pes ettim mesela o isyan halinde çünkü çok zordu, hep mutsuzluk vardı bende. Görmezden gelmiyordum hayatımın olumsuzluklarını ve bu her anı daha zorlaştırıyordu. Başka insanlar da bunu yaşıyor olmalılar, daha başında pes etmeleri bile şaşırtmaz beni. Zaten her hayat isyan gerektirmez, beklentisi fazla. İsyan gerektirenler de netice getirmeyecek isyanda tükenirler.

İsyankâr ruh bile kendini sorguluyor. Uysallık daha getirisi yüksek hayat için. “İnsan kıymet vermez!” demiyorum, alakası yok. Hayatı yaşamaya uğraşıyoruz ya, onun için diyorum. Kabul ediyorsun, devam ediyorsun.

Peki nereye kadar kabul etmeli, hayata karşı kendisini sorumlu görse de kişi. Kabul etmemek de kolay değil, herkese aynı değil. Hep karşıt tutumda gibi kalan ben herkesin reddedeceği durumu kabul etmemekte zorlanacağımı hissediyorum. Yapmalı mıyım, yapabilir miyim, yapmamalı mıyım bilmiyorum. Duygusal seçimler kolay olmuyor ki hepsinden bir nebze kendimi sorumlu tutuyorum yaşadıklarım için. Ben seçtim, sadece ayrılığı da değil. Sonrakileri de.

Üzülmek bir isyan ama ben o isyanı yaşamak istemiyorum daha fazla. Ama ne şekilde bunu azaltabileceğim tam net değil, kaldım ortada. Genellemeler doğru çıkıyor, onlara göre davranmalıyım geliyor. Ama ya daha mutlu olabilirsem? İstediğim şey belli zaten.

İnsan çoğunlukla düşünmüyor, ben de – çünkü insanım. Ama arada çok düşünüyorum, çok yönden değerlendiriyorum ve haklılığım bu arada yok oluyor. Ne edeceğimi şaşırıyorum o zaman, aynı şimdiki gibi.

N’olur doğru çıkışı bulayım. N’olur.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.