İçeriğe geç

Leonard Cohen – 1

Pek yakışıklı olmayan, sesiyle “gönül telleri” titretmeyen, kendisini biraz tekrar eden ama neticede nasıl oluyorsa fazlaca dinleten bir adam. Hayat hikayesini anlatmam, bilmem de zaten. Belki gelişimini, oluşumunu etkilemiştir yine kendisinin döneminden (sadece yıl olarak) diğer insanlar, Lou Reed ve David Bowie’de olduğu gibi. Ama ben bunda merak da etmem, eden Wikipedia’ya buyursun ya da Google araması yapsın. Mutlaka anlatan vardır. Ben hissettirdiğine yoğunlaşmayı tercih ederim ki bana kalsa gerçeklikte zerre umursamayacak Leonard Cohen de “hayallerde” ilgilense bunu daha uygun bulurdu.

Gerçekten sesiyle “gönül telleri” titretmez mi? Mmmm… Aslında yapar, hele ki yaşı daha ilerledikçe. Ama ben nedense o şekilde hissetmedim dinlerken hiç. Ne bileyim, daha samimi, daha anlayan, daha “dostane” geldi belki. Biraz güvenli liman insanı oldu hep. Ondan derim titretmez diye. O etkileyiciliği ile kendine aşık eden adam değil de daha çok rahatlatan gibiydi.

Neyse.

Önceden söyleyeyim, en ünlü şarkısı Hallelujah ve belki Dance Me To The End Of Love ikilisini çok çok sevmem. Dinlerim denk gelince, yüzüm de ekşimez de kendiliğimden dinlemeyi canım hiç istemez.

Zaten onlardan önce Songs Of Love And Hate, Songs Of Leonard Cohen, New Skin For The Old Ceromony, I’m Your Man gibi albümler ve onların güzelikleri var benim için.

Nasıl tanıştığımı Leonard Cohen ile hiç hatırlamıyorum. İlginç bu, çok dinlediklerimin hepsinin bir çıkış noktası vardır ve unutmam. Ama Leonard Cohen öyle değil. Bu yüzden direkt merak ile albümlerini edinip dinlemeye başlamışımdır diye düşünüyorum. Bu noktada Famous Blue Raincoat‘ın ismi biraz tanıdık geliyordu sanıyorum. O yüzden de başlangıcı Songs Of Love And Hate tutmuş olmalıyım (Bunu bile neden hatırlamıyorum?!).

Veee vee… En azından net olarak Avalanche ile albümün açılışının nasıl etkilediğini beni hatırlıyorum. O sağlam ve gergin giriş. Sonrasında her şeyi noktalamış adamın söyleyişi, hakim, bilen, emin… Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış adam.

Bu şarkıyı dinlerken gerilsem gerilirdim ama olmazdı pek. Sadece ürkütücü gelirdi biraz, nedense (hani rahatlatıyordu Gamze?). Söylemeyi sahiplenmedim, o seviyeye gelemedim hiçbir zaman. Ben hiçbir zaman Leonard Cohen şarkı sözlerini benimsemedim sanırım zaten. Ama beğendim, saygı duydum zevk aldıkça, dinledim tekrar tekrar. Yine, söylemeyi benimsemediysem de Avalanche’in bir yerinde der ki…

You who wish to conquer pain,
You must learn what makes me kind;
The crumbs of love that you offer me,
They’re the crumbs I’ve left behind.
Your pain is no credential here,
It’s just the shadow, shadow of my wound.

Biraz üzerime alınışım söylenen olmaktandı belki. Tabii söyleyebilecek kişi söyler miydi? Bilmem. O zamanlar söylemeye müsait görürdüm varolan birini de beni de. Neticede bitirmek istediğim bir acım vardı hep, kırıntı sunabiliyordum duygularda.

Daha daha… İşte az önce söylediğim gibi, Leonard Cohen’in aldatılışını, arkadaşının sevdiği kadınla ilişkisini affedişini anlatan Famous Blue Raincoat vardı ki… Çok güzel şarkıydı ya, çok güzel.

Sözlerini bunun hele hiçbir zaman sahiplenemezdim. Söyleyen olarak da, söylenen olarak da. Alakam hiç yoktu da neden olsun ki? Şart mı?Bir şarkı her zaman sana seni anlatmamalı ya… Film izler gibi, roman okur gibi dinlenecek şeyler. Biraz durgun anlarda kendini bırakıp, unutup, kendi dünyandan kopup başkalarını izlemek gibi.

Benim biraz fotografik hafıza sayesinde bu şarkıyı dinlerken havuz başında bir masada oturup, öylece boş boş kuşların yerdeki kırıntıları yediğini izlediğim an gelir gözüm önüne – 2007 yazında. Hissederim hafif esintiye kadar. Yorgun, yılmış ama aslında hayatı da severek… Ne saçmalıyorum değil mi? Doğru.

İnsan yalnızken eğlenmek zorunda değildir hani. İstese de yapamaz bazen de ama bir de kamuflajlara ihtiyaç duymaz. Anlık bırakışlar. Leonard Cohen bunun havasını verendir belki de bana hep.

Daha bahsedeceğim çok şarkısı var, aynı albümden Love Calls You By Your Name, Sing Another Song, Boys, Joan Of Arc… Hele sonucusu nasıl tatlı gelir, acısına rağmen… Ama daha da özeller de var benim için, başka albümlerden ve belki bu paylaştığım ikiliden çok daha fazla dinlediğim, hatta arada gülüp eğlendiklerim. Farklı anlamlar kattığım, Cohen’a kendimce “takıldığım”… Yalnızken farklı dünyalara da geçtiğim, kendi dünyam için bana da söylediği, rahat hissettiren…

Ama hepsini birden yazmaya kalksam hem ben fenalaşırım, hem de olur da okuyan çıkarsa bayar. Bir de iki şarkı yeter anlatmaya, zevk alınırsa dinlemeye belki de izlemeye, hissetmeye, görmeye.

Galiba devamını da yazmayı hak ettiğimi düşünüyorum ama yapabilirsem. Belki biraz şarap kafası gerekiyordur onlar için de. Belki. “Hayallerde” bunu da uygun bulurdu Cohen herhalde. Herhalde.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.