İçeriğe geç

Ortaya Karışık

İnsan bencil olmaya görsün…

Bilen (kim o?) bilir, konuşmaya başladım mı lüzumlu-lüzumsuz hemen her konuda (otomobiller, futbol ve tabii ki golf dışında) yorum yaparım. Bildiğim iddiam da yoktur, yorum ille bilmeyi gerektirmez çünkü. Gördüğünü değerlendirme vardır hani… İlgini çeken, sana anlatılan, önünde cereyan eden (bu tabiri 27 yıllık ömrümde ilk defa yazıya döktüm bu arada. Konuşurken kullandığımı da hiç sanmıyorum) her şeyi yorumlayabilirsin.

O zaman neden sadece müzikle ilgili yazıyorum? İnsan bunu hedeflemeyip de böyle blog oluşturur mu?

Ahkam kesişlerimde sınırsız güç hissettiğim, “Banne ağa senin zevkinden?!” diyerek uçuş yapabileceğim en rahat alan da o yüzden. Kime göre, neye göre? Bana göre.

Sinema konusunda da 3-5 kelam edebilirim (bu tabiri de ilk defa kullanıyorum sanırım. İlklerin günündeyim) ama Ekşi ona daha iyi. Orada film başlıklarına gidip “Bu filmi ben anlamadım sizin gibi canlar” pisliğini koyduğunda daha anlamlı oluyor. Anlamı düşünmem de biraz anlamsız şimdi gerçi de… Neyse.

Aslında bir de diğer yön var:

Sevmiyorum yorumları görmeyi artık. Sıkıldım “öteki” kitleyi incelemekten, herkes “öteki” konumundayken hele. En “ortada” görünen kişi bile “öteki”liğe geçiyor ve “öteki”lere laf saydırıyor, e ben “ortadaki” halimle daha laf saymaya başlarsam…

Ha tabii başka şeylerde konuşabilirim. İlginizi çeker mi? Hiçbir söylediğim çekiyor mu ki sayın yorumcum dışında?

Misal şu teyzeyi izledim geçen gün.

Merdivenleri (15 basamak kadardır, eğimi kolaylamaya yapılmış) tek tek durarak çıktı. Yorgun, güçsüz. O zaman, insanın aslında birçok zorluk çekerek düzenli hayatını sürdürdüğünü düşündüm. Kadın alışverişini yapmış yine, eve gidip birazdan “Ooof yoruldum” çekecek ama yemek de hazırlayacak.

Sonra bir şey daha dikkatimi çekti. Sizin de gözünüze battı mı? Leopar desenli çanta. Gülümseme yayıldı yüzüme, “Hayat ne zorlusun!” temelli ifadesizlik yerine (zaten bu yorgunlukla yemek hazırlama gibi durumları pek hayatın acı zorluğuna saymıyorum aslında da… neyse). Dedim, modadan da asla vazgeçmiyoruz. Aslında “mızırdanmak” için uygunsun – ki teyze beni şaşırtmazsa ailesine çok yapıyordur bunu – ama bir yandan da “vamp kadın” sembolü leopar desenine ilgin var, çantanda kullanıyorsun. Vamp kadından ziyade, Gamze için hayli “şeker bi’ teyze” olmuşsun da haberin yok.

Bir aralar ciddi ciddi (yüzümde çok sert ifadeyle) yabancı insanları, yani tanımadıklarımı sevdiğimi düşünüyordum. Sıkıntıları yok, sorumluluk yok, terslik yok, beklentiler (iki yönlü) yok ama en beklenmedik anda pozitif bir şeyle şaşırtıp anlık mutluluk bile sağlayabiliyor ki sen olumsuzluğa hazırlıklıysan yaptıkları olumsuz eylemler etkilemiyor bile…

“Tanıdıkfobisi” ile birlikte hümanizmim gelişmişti böyle ki bu yüzden telefonuma (sadece telefonuma) dadanmış muhteremi bile bu uğraşından zor geçirtmiştim.

Neyse. Ne der Gang of Four, Joseph Conrad’ını sözünü çekerek? Hem de – bence – çok çok güzel söyler, söyleyişi pek güzel yapar. Gang of Four zaten pek güzel eder bu işleri, iyi bilir iyiiii…

We Live as We Dream: Alone.

3 Yorum

  1. Adsız Adsız

    Araştırmaya göre %93 beden dili %7 ise sözlermiş ifadelerimizin tümü.güzel analizler olmuş.Neyin ne olduğunu bilmek hakkıyla ki politikacılarında önemli bir yönüymüş.
    elinize sağlık. +müzik

  2. Adsız Adsız

    +Bir ekleme daha yapayım Zaten moda deninince akan sular durmuyor mu?olmassa olmazlardan olup çıkmış..O teyze de aslında genel ambiyansı tasvip etmiş doğru söze ne denir.. bununla ilgili bir çok söz de var. hayat yorucu görünsede vardır içinde bişey deme sanatı..bilmem nasıl ifade edilir..Ama iyi yakalamışsınız..

  3. Adsız Adsız

    Arastirmaya gore %93bedendili,%7ise sozlermis ifadelerimizin tumu.guzel analzler olmus. Neyin ne oldugunu bilmek hakkiyla ki,politikacilarin onemli br yonuymus.
    Elinize saglik +muzik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.