İçeriğe geç

Başlık lazım elbette

Tipik pazar günü… Önümde Asprin Plus C var, bardakta su içinde çözünüyor.

Şöyle:

Ortalık sessiz, ben uyuşuğum… Ne ilginç, diyorum. Kimyaya bak. Suya attım, “bızzz”layarak jet gibi ufalmaya başladı, bir sürü kabarcık çıkardı. Dönüyor dönüyor, ama yukarı daha çıkmıyor. Küçük kabarcıklar kıvrımlar yaparak yukarıya varıyor. Bu da fizik olmalı, havanın suya göre yoğunluğu falan… Çözünmeme, çözünme. Homojenlik. Kaldırma kuvvetinin ters işleyişi mi var? Hacmi daha büyüktü demin, o zaman aşağıdaydı ilaç. Şimdi yukarıda, ufakça. Ne garip…

İşte o anda istiyorum ki ortamda sürekli olan uğultu sesine eklenen bir piyano olsun. Ben bu şaşkınlığıma devam edeyim, hayati çıkarımlar yapayım. Felsefemi belirleyeyim… Any Other Name çalsın yani. American Beauty‘de boş poşet sahnesi sadece film abartısı, saçmalığı olarak kalmasın. Gerçekleştireyim onu.


American Beauty’yi ben oldukça sevmiştim aslında. Kevin Spacey‘ye sempatim vardır zaten, bu filmlerle oluşmuş şekilde. İki defa izlediğim birkaç film var, iki tanesi de bu adamın: American Beauty ve The Usual Suspects.

Family Guy‘ın bir bölümünde boş poşet uçması sahnesini andıran bir olay gerçekleşiyordu. Stewie bisiklet sürmeyi öğreniyordu, baba Peter da uçan poşete ya da öyle bir şeye şaşırıyordu. İzliyordu. Sonra Tanrı kızıyordu, “Bir sürü şey yaptım ben, buna mı bakıyorsun!” diye. Yani hatırladığım böyle bir sahne. İşte bu sahneyi bulup tekrar izlemek için 8 sezonu aramaya karar vermiştim bir gün, hayli de gezindim. Ama tek tek izleyerek değil, aralardan seçip hızlıca sardırmalarla bakarak. Bulamadım da. Boş iş olsun işte…

Tamam meşgulüz hep, hep işlerimiz var ve boşluk içeren şeylere yerimiz yok. Mesela ben birazdan çılgınlık yapıp grip halimle, pazar oluşuna bakmadan, kendim için bir şey de amaçlamadan Ankamall’a gideceğim. Korktunuz değil mi? Haklısınız ama ben çok cesurum!!!

Ne diyordum… Meşgulüz hep ve benim az önceki bardakta 10 saniye sonra içeceğim ilacın çözünmesini böyle izleyip anlamlandırmam kadar saçma şey olamaz – ki aslında olur, ama bozmayayım şimdi. Yine de hoş bir şey var bunda. Durup düşünmekte, daha lüzumlu şeyleri tabii.

Bir keresinde birisine – ki kendisini geçenlerde yine burada yâd ettim – sordum: “Ey sen muhterem, hiç mi post-rock dinlemiyorsun?” Dedi ki “Dinlerim Gamze, ben hemen her şeyi dinlerim. Ama post-rock dinleyebilecek, ona kafamı ayırabilecek zamanım da ortamım da olmuyor.”

Sağlam bi’ 3-4 yıl olmuştur bu diyaloğun üstünden de işte, asıldaki çok şeyi silip dip detayları unutmayan Gamze unutmuyor. O zaman da düşünmüştüm, benim bu zamanları bulabilmem iyi mi kötü mü acaba, diye. Hâlen de bilmiyorum. Sadece, emin olmasam da sanki… Sanki bu zamanları bulamayacak durumda olsaydım, şartlarım ona göre oluşsaydı – yani ben bozmasaydım bile bulurdum gibi geliyor bazı bazı. Bilinemez tabii ama…

Sanki işte.

2 gün sonradan ekleme:  Family Guy’ın sahnesini buldum oradakiler. YouTube araması daha kolaylıyor bir şeyleri tabii.

2 Yorum

  1. Adsız Adsız

    İşte boş poşet sahnesi

  2. Adsız Adsız

    Family Guy a esrarengiz bir hava katmış,unutulmayacak türden hem de.. her şeye değer..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.