İçeriğe geç

Narsimelus'tan Yazılar

16

Hayattan sıkılıyorum bazen. O klasik sıkılma durumunu demiyorum. Ne yapsam ki deyip hiçbir şey bulamamak değil yani. Bütününe bakıp gelen sıkılma. Bu bütüncül bakış sevme noktasında da var bende zaten. Ara ara durup bi’ genele bakıp yaşamayı sevdiğimi hissederim. Ama işte, sevdiğim hayattan sıkılıyorum.

Yorum Bırak

İyi hissetmek üzerine

İnsanları üretkenliğe iten şeyin her zaman kötü hisler olduğu söylendi ki bence de öyleydi. Dışa vurumu rahatsız etmeyen üzüntülerdi, sıkıntılardı. Mutluluk kıskanılırdı belki, belki de kıskanılmasa da elde olmadığında tahammül edilemezdi ya da mutlu insan bunu paylaşma ihtiyacı duymamalıydı, ne gerekti ki?

Ama mutluluğun paylaşıldıkça arttığını da bildik. Ama yetmiyor muydu mutlu olmak zaten? Artmasın daha, elalemden kime ne? Bilmem. Zaten mutluluk yok ama mutluluk olmasa da daha “idare eder” ruh hallerinde neden kaçıyoruz paylaşmaktan acaba?

Yorum Bırak

Özlemek üzerine

Her yaklaşımın bir temeli mi vardır yoksa en azından bazısı kişilik dediğimiz o kişiye özgü yapıdan mı gelişir bilmiyorum. Bu aralar çok konuda bunu sorguluyorum, umuyorum ki kişilik dediğimiz o yapı var olsun. İnsan o kadar da dıştan beslenen ve dışla var olan varlık biçiminde kalmasın. Ben olmayayım daha doğrusu. Özüm olsun bana özel.

Bunu düşünüyorum çünkü hep geçmişe özlem duymaya kötü baktım. İstemedim geçmiş özlemini duymayı. Benden miydi yoksa yaşadığım bir şeyden miydi acaba? Erişilmez olduğu için mi korktum yoksa gerçekten de hissettiğim mantığımla uyuşuyor muydu bilmiyorum. Ama güzellemelere karşı çıktım, geri gelmeyeceği için daha özel bulunduğunu iddia ettim.

Derken…

Yorum Bırak

15

Günü atlatabileceğimi hissettiğim, enerjimin yüksek olduğu, geyik yapabildiğim günlerin hepsinde korkuyorum. Ertesi sabah uyandığımda, hatta aynı günün ilerleyen saatlerinde bu iyi hava üzerimde olmayacak ve dibe ineceğim diye. Oluyor da çünkü tutunulacak, beni “parlatan” durum yok. Kendiliğinden, gaipten gelmiş. Daha boş verebilir olmuşum, kendimi eğlendirmeyi öncelik saymışım, umutsuzlukla belki de boşluğumu alaya almışım… İlerleyen anlarda, günlerde bu havanın gelmemesi de anormal değil ve ben o zamanki hissedişimden korkuyorum.

Yorum Bırak

Vazgeçmek üzerine

Bu depresif bir umutsuzluk yazısı değil. Biraz rahatlamış, biraz üzgün ama depresif ya da dipte değil. Doğru mu bilmiyorum, belki de sadece bugünkü konuşmanın, sorgulamanın ve düşünmenin neticesi söz konusu ama hani hayvanlara yaparlar ya, erişemeyeceği şekilde meyveyi görüşlerine yerleştirirler de o ona erişmek için koşar da koşar. Hani o aslında başına bağlıdır çubukla, o yüzden meyve de onunla gidiyordur ya… Bu hayvanın durumunda olduğumu gördüm bugün varlığımla; birilerince yönetilen ya da oynatılan değil, kendime erişemeyeceğim bir hedef belirlemiş olduğumu.

Ve de vazgeçtim.

1 Yorum

Havada.

Kuşlar o kadar hafif değildir muhtemelen. Havada süzülüşleri öyle görünmüyor. Ama bomboş bir süzülme var ya, oradan oraya, zararsız, hafifliği ortaya koyan… Tüy tanesininki ya da American Beauty’deki boş poşet gibi. Onu hisseder ya insan bazen…

İyi midir bu?

Yorum Bırak

14

Tehlikeyi bilmekle umutsuzluğu karıştırıyorum bir kapta. Tatsızlık veriyor ikisi birleşince. Geçsin, görmeyeyim diyorum ama bunun nasıl olacağını bilmiyorum.

Yorum Bırak

Boğ(ul)mak üzerine.

Hep boğulmayı bildim de kendi kendimi boğmayı bilmiyordum, her ne kadar uzman görüşlerde hissettiğim nice boğulmanın temeli bu olarak çıkacaksa da. Şimdi ne değişti? Hiçbir şey. Ama az gevşeyince ilk aklıma gelen boğuluşum kendimi boğuşumdan diye geliyorsa…

Hep kendimi suçlamayı bildim, suçlu, sorumlu görmeyi. Dengesizleşmem bundan arttı, kontrolsüzlüğüm, önümün alınamayışı, frenin yokluğu – ve hepsinin tam tersleri… Buydu belki de boğduğum da kendimi.

2 Yorum

13

Somutluğu öyle ölçü bilmişiz ki soyutluk “şımarıklık” olmuş. Oysa soyutlukla yaşıyoruz, var oluyoruz, sürdürüyoruz.
Bu devamlılık içinde bir an var olmadığımızı görünce mesela, somutluk ölçüden çıkmıyor mu?

1 Yorum

Umutsuzluk üzerine

Tatlı bir his aslında sanki; dokunmuyor, batmıyor, acıtmıyor… Ayaklar yere basmaz da havada süzüldüğünü duyar ya insan, ona benzer bi’ hal. Esinti yok ama, sadece süzülme, hafiflik biraz da. O yüzden diyorum ya, kötü his yok. Ama iyi mi? Bilmem, sanki. Sadece yani…

1 Yorum