İçeriğe geç

Narsimelus'tan Yazılar

Vazgeçmek üzerine

Bu depresif bir umutsuzluk yazısı değil. Biraz rahatlamış, biraz üzgün ama depresif ya da dipte değil. Doğru mu bilmiyorum, belki de sadece bugünkü konuşmanın, sorgulamanın ve düşünmenin neticesi söz konusu ama hani hayvanlara yaparlar ya, erişemeyeceği şekilde meyveyi görüşlerine yerleştirirler de o ona erişmek için koşar da koşar. Hani o aslında başına bağlıdır çubukla, o yüzden meyve de onunla gidiyordur ya… Bu hayvanın durumunda olduğumu gördüm bugün varlığımla; birilerince yönetilen ya da oynatılan değil, kendime erişemeyeceğim bir hedef belirlemiş olduğumu.

Ve de vazgeçtim.

Yorum Bırak

Havada.

Kuşlar o kadar hafif değildir muhtemelen. Havada süzülüşleri öyle görünmüyor. Ama bomboş bir süzülme var ya, oradan oraya, zararsız, hafifliği ortaya koyan… Tüy tanesininki ya da American Beauty’deki boş poşet gibi. Onu hisseder ya insan bazen…

İyi midir bu?

Yorum Bırak

14

Tehlikeyi bilmekle umutsuzluğu karıştırıyorum bir kapta. Tatsızlık veriyor ikisi birleşince. Geçsin, görmeyeyim diyorum ama bunun nasıl olacağını bilmiyorum.

Yorum Bırak

Boğ(ul)mak üzerine.

Hep boğulmayı bildim de kendi kendimi boğmayı bilmiyordum, her ne kadar uzman görüşlerde hissettiğim nice boğulmanın temeli bu olarak çıkacaksa da. Şimdi ne değişti? Hiçbir şey. Ama az gevşeyince ilk aklıma gelen boğuluşum kendimi boğuşumdan diye geliyorsa…

Hep kendimi suçlamayı bildim, suçlu, sorumlu görmeyi. Dengesizleşmem bundan arttı, kontrolsüzlüğüm, önümün alınamayışı, frenin yokluğu – ve hepsinin tam tersleri… Buydu belki de boğduğum da kendimi.

2 Yorum

13

Somutluğu öyle ölçü bilmişiz ki soyutluk “şımarıklık” olmuş. Oysa soyutlukla yaşıyoruz, var oluyoruz, sürdürüyoruz.
Bu devamlılık içinde bir an var olmadığımızı görünce mesela, somutluk ölçüden çıkmıyor mu?

1 Yorum

Umutsuzluk üzerine

Tatlı bir his aslında sanki; dokunmuyor, batmıyor, acıtmıyor… Ayaklar yere basmaz da havada süzüldüğünü duyar ya insan, ona benzer bi’ hal. Esinti yok ama, sadece süzülme, hafiflik biraz da. O yüzden diyorum ya, kötü his yok. Ama iyi mi? Bilmem, sanki. Sadece yani…

1 Yorum

Çıkış üzerine

Düzlük, dip, dip, dip, sorgulama, suçlanma, dip, düzlük, dip, eğlenme, dip, suçlanma, dip… Sonra gelen “Eaaah yeter be!” ve çıkış.

E kuzum, nasıl bu noktaya gelecekti insan bu loop’larda bi’ break olmasaydı?

1 Yorum

12

“Hayal kuramıyorum ben” dedim bugünlerde birkaç defa. Neden olduğunu bilmiyorum aslında, çok bugünü yaşıyorum belki. Hayalin ne olduğunu bilmiyor da olabilirim. Nasıl kurulacağını da.

Yine de… Yani yine de bir şey geliyor aklıma.

Yorum Bırak

Kaybolmak üzerine

Belki kaos bir kaybolmadır. İç kaos, toplumsal olanı değil. Doğrunun, yanlışın belirsizliği. Belki de düzen kaybolmadır, olamaz mı? Sorgulamadığın kurallara aidiyet, içinde kendini bırakıp yüzme…

Bize ne ki? İnsan kaybolur işte.

Selam, ben insan.

Yorum Bırak

Kopmak üzerine

Bu defa soru girişi yapmıyorum. Dahası bu defa giriş yapmıyorum. Hadi bakalım. Bir Ruşen Çakır, iki ben: Başlığı anlatımdan önce belirleyenler. O zaman ilerliyoruz…

Yorum Bırak